PALANDÖKEN, “EKİM ALANLARI BETON YIĞINLARI İLE DOLDU”
ANKARA- Tarımsal ürünler, et, bakliyat, meyve ve sebze olmak üzere gıda
ürünlerindeki enflasyonu düşürmek için üretimin desteklenmesi gerektiğini
söyleyen TESK Genel Başkanı Bendevi Palandöken, “Bilindiği üzere bir meyve ağacı verimlilik haline alıncaya kadar en az
altı yıl geçecek. Şehrin en güzel ekim alanları artık beton yığınları ile
doldu. İnsanlar, bireysel olarak üretimleri hem kendilerine yetecek hem o şehre
yetecek kadar üretim yapmıyorlar. Daha çok
yapılara tahsis edilmiş gibi oldu bu araziler. Şehrin içinde kalan
bölgelerde de yüksek fiyat eden arazilerde artık insanlar ekim yapmıyor. Onun
için de fiyatları regüle etmek, fiyatların düşmesini ancak tarımsal bir analiz
yapalım. Bölge haritaları çıkaralım. Hangi memlekette hangi
ürünlerin verimli bir şekilde üretileceği tespit edilmesi lazım. İşte don
olduğu zaman etkilenmemesi lazım gelen ürünlerin o bölgelerde. Veyahut selin
felaketin aynı şekilde daha önceki tecrübelerden yararlanıp o bölgelerdeki ürün
kaybına neden olan şeylerin ortadan kalkması lazım” dedi.
-“EN KRİTİRİK
UNSURLARDAN BİRİ LOJİSTİK DESTEĞİDİR”
Tarladan sofraya gelinceye kadar en önemli unsurun lojistik desteği
olduğunu belirten Türkiye Esnaf ve Sanatkarları Konfederasyonu (TESK) Genel
Başkanı Bendevi Palandöken, “Lojistik
destekleri yaptığınız zaman, üretim merkezinden, nihai tüketim merkezine veya
sofranıza gelinceye kadarki aracıların fiyat artıranların önüne geçilmesi
lazım. Yani taşımadaki zayiat yönünden ürünün muhafazasının zorluğu, araçların
donanımlı olmamasından kaynaklanan maliyetlerin artması. Bireysel işletmelerde çiftçiye verilecek destekler, gübreler vs. özendirici
olmalı. Bu bilinç yerleşmediği sürece de mücadele etmek çok zor. Evinin yanında
maydanozunu, soğanını veya meyve ağacını yetiştirip belirli katkı sunacak kadar
meyve almasını o şehirde onların satılmasıyla bir gelir elde etmesindeki
kazancının yükseltilmesi lazım. Belirli yaş gruplarının buna teşvik edilmesi
lazım” diye konuştu.
-“ÜRETİCİ VERMİŞ OLDUĞU
EMEĞİN KARŞILIĞINI ALAMIYOR”
Üreticinin kazancının artırma yollarının seçilmesi gerektiğini
vurgulayan Palandöken, “Köyde yaşayan
sayısı yüzde 20'lerde. Herkes şehirde daha sosyal yetkinliği olan bölgelere
yerleşmiş. Yani kendi arazisinde kazanacağından daha az kazanmasına rağmen
büyük şehirleri tercih ediyor. Onun için bireysel işletmelere ağırlık
verilmeli. Yani insanların bir iki tane koyunu, beş olmasını sağlamalı.
İneğinin, büyükbaş hayvanın muhafazasını ekilecek alanların girdilerinin
tamamını destekleseniz enflasyondaki düşüşü sağlamış olacaksınız. Yani üretimdeki kazançlarını artırma yollarının seçilmesi lazım” ifadelerini kullandı.
-“ZEYTİN ALANLARINA SAHİP
ÇIKALIM”
Vatandaşın en çok kırmızı et, beyaz et ve
bakliyat fiyatlarından rahatsız olduğuna işaret eden Palandöken şunları
kaydetti, “İnsanların rahatsızlığı en çok tüketimdeki fiyat farkının aralığı
görülen kalemler.
Onun için bunları mahallinde üretip en yakın
oturdukları yere, yakın bölgelerde üretimi artırdığımız sürece bunlar ortadan
kalkacak. Aynı şekilde ekim arazilerindeki ayçiçeği yağı, zeytin ağacı, zeytin
yağı fiyatlarının yüksekliğinden millet şikayet ediyor ama maalesef buralar konuta
açıldığı için bu verimlilikte insanlar yararlanması veyahut kardan daha ziyade
yapmış olduğu emeğin karşılığını alamamasından kaynaklı bir haksız rekabetle karşı karşıya kalıyor.”
-“HAL YASASI
VE PERAKENDE SEKTÖRÜNDE DÜZENLEMELER YAPILMALI”
Hal yasasındaki ve perakende sektöründeki düzenlemelerin
birleştirilmesi gerektiğini söyleyen Palandöken, “Yeni bir düzenleme yapılması lazım. Hem hal yasasında hem de perakende
sektöründeki düzenlemeler birleştirildiği zaman o bölgedeki harita çıkarıldığı
zaman eminim ki artık fiyat yüksekliğinden şikayet son
derece azalacak. Rekabet oluşacak. İnsanlar gördükçe bu karlılığı üretime hız
verilecek. Üretim olmayan bir yerde bu kadar süratli bir şehirleşme ve tüketim
olduğu sürece fiyatları regüle etmenin veya düşürmenin çaresi, polisiye
tedbirlerle de mümkün değil” dedi.
GENEL BAŞKANDAN

